spacer.png, 0 kB
Anasayfa arrow Makaleler arrow FOTOĞRAF ESTETİĞİNİN OLUŞUM SÜRECİ (Bölüm 2)
FOTOĞRAF ESTETİĞİNİN OLUŞUM SÜRECİ (Bölüm 2) Yazdır
Yazar: Yrd.Doç.Dr.A. Beyhan Özdemir
Tarih: 04.12.2005


1839 yılından başlayarak fotografik belgeler; insan düşüncesinin ahlaksal, felsefi, siyasal ve estetik açıdan kaydettiği kültürel gelişimin birer göstergesi olmuşlardır. Bunlar kronolojik ve sistematik olarak incelendiğinde Victoria çağının romantizminden, vahşi Batı'yı keşfeden maceraperest ruha, doğayı aynen kopya etmek tutkusuyla dolu naturalist tavırdan, modern, eleştirel ve göze birbirinden uzak gibi görünen çeşitli anlayış biçimlerinin, fotoğraf karelerinin back-ground'unu teşkil ettiği görülür.

1789 Devrimi'nin ardından, Fransız toplumunda zamanla aristokrasinin güç ve yetkisini elde eden burjuvazi, soylu sınıfın kültürel alışkanlıklarından birisi olan portre yaptırmaya da sahip çıkar. Portre, bu sınıfın toplumdaki yeni konumunun bir ifadesi, bir tür yansımasıdır. Bu dönemde portre talepleri artar, ressamların yanısıra zanaatkarlar da portre yapmaya başlar. Bu sıralarda fotoğraf tekniği bulunur. Fotoğrafın uygulama alanları araştırılırken portre alanında da kullanılmaya başlanır. Dolayısıyla fotoğraf, henüz incelikli bir kültürel birikim ve donanımdan yoksun aristrokrasinin, sanatsal deneyimini geçirmemiş burjuva sınıfına özgü, yalınkat, Baudelaire'nin deyimiyle "narsist bir ifade aracı" olarak kullanıldığından küçümsemeyle karşılanmıştır. Fotoğrafın yeniden-üretilebilirliği ve resim sanatı ile ilişkisi büyük tartışmalara neden olmuştur. Resim ve fotoğraf sanatları arasında süregelen, birbirlerinin ürünlerinin sanat değeri tartışması da fotoğrafın teknik yöntemle yeniden-üretilebilir olması nedeniyle, ürünün “hakikiliği” konusundan kaynaklanmaktaydı.

19. yüzyılda portre fotoğrafçıları burjuva seçkinlerinin ve soyluların yanısıra sanat ve bilim adamlarının da portrelerini çekmişlerdir. Yaşamın ve insanların yeryüzündeki konumlarını tarihsel (nostaljik) duygularla ve ahlaki öğütlerle donatarak sergilemek yerine, yalın, içten, olduğu gibi veren ilk gerçek fotoğrafik örnekler 1843 yılından başlayarak David Octavius Hill ve yardımcısı Robert Adamson tarafından verilmiştir. Örneğin; David Octavius Hill ve Robert Adamson 5 yıl içinde 1500'den fazla portre fotoğrafı çekmişlerdir. Bunlar arasında çok ünlü portreler bulunmaktadır. Bu kişiler, insanların yaşadıkları ortamda portrelerini çekmişlerdir. Portrelerinde özellikle rahipler, subaylar, İskoçyalı balıkçılar ve daha pekçok tip insan alabildiğine gerçekçi ve canlı bir biçimde resimlenmişlerdir. 1848 yılında Adamson'un 27 yaşındayken ölümü, D.Octavius Hill ile birlikte yaptıkları bu portre çalışmalarını sona erdirmiştir.

1840'larda dönemin en önemli portre fotoğrafçılarından biri, Paris'te bir grup entellektüelin bir tip yaşama biçimi olan Bohéme yaşamın ilk fotoğrafçısı, Gaspard Felix Tournachon yani kısaca bilinen adıyla NADAR'dır. Fransa’da 1820-1910 yılları arasında yaşamış olan Nadar; tasarımcı, karikatürist, yazar ve bir balon sporcusudur. Nadar, XIX. yüzyılın en seçkin kişiliklerinden birisidir. Kariyeri ve yaşamıyla ilk fotoğrafçıların tipik bir örneğini oluşturmaktadır. Ailesi entellektüel taşra burjuvazisindendir. 19 yaşında yazarlığa başlamış, 22 yaşında Paris'te Bohéme çevresine girmiştir. Bu dönemde Paris, yepyeni yaşam ve sanat olanaklarının bulunduğu ve aranmaya gelindiği bir metropoldür.


Nadar, 1853 yılında Paris'te ilk stüdyosunu açtı. Bütün Paris'i tanıdığı için ünlü olmakta gecikmedi. Stüdyosunda egzotik bitkiler, ötücü kuşlar, akvaryumlar bulunmaktaydı. Fotoğraflarını çekeceği modelini bu ortamda serbest bırakıyor ve sadece karakteristik bir ifade yakaladığı zaman fotoğrafını çekiyordu. Böylece 19. yüzyılın en büyük portre fotoğrafçılarından biri oldu. O'na göre “Portre; fotoğrafın en değerli ve aynı zamanda en incelikli uygulayımıdır." Nadar, adeta bir psikolog gibi fizyonominin ötesindeki manevi varlığı açığa çıkartabiliyordu. O'nun için "fotoğraf makinasıyla insan yüzünü keşfeden ilk kişidir" denilebilir. Ayrıca çoğu arkadaşı olan seçkin kişilerin, çektiği fotoğraflarıyla dönemin adeta kültürel bir portresini meydana getirmiştir. Bu önemli kişiler arasında, Delacroix, Rossini, Baudelaire, S. Bernhardt, Nerval, George Sand, Wagner, Monet ve Dumas gibi isimler bulunmaktaydı. Nadar’ın çektiği portrelerde insanın iç ritmini yalın bir biçimde yansıtan bir ustalık sözkonusudur. Bu portrelerin büyüsüne kapılan Jean Paul Sartre şöyle demiştir: “1860 civarında Nadar’ın fotoğraflarını çektiği kimseler çoktan ölmüştür. Ama yaşadıkları dönem bakışlarında ebediyen yaşayacaktır.” Nadar'ın portrelerinin çok başarılı olmasının önemli bir nedeni de O'nun henüz endüstrileşme öncesinde yaşayan bir fotoğrafçı olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü fotoğrafçı ile modeli arasında maddi sorunlar henüz oluşmamıştı.

Nadar, fotoğrafın temel özelliklerini kullanarak iyi tanıdığı sanatçıların özgün portrelerini ortaya çıkardı. Günümüzde bile pek değişmemiş olan portre fotoğrafının geleneksel öğelerini keşfetti: Işık kontrolu, netlik ve en önemlisi kişiliği tanımlayıcı ifadeyi aktarabilme. Burada model ile fotoğrafçı arasındaki iletişimin önemi, yakınlık ve anlaşmayı sağlayacak en belirgin unsur olarak ortaya çıktı. Resim sanatından gelen alışkanlıkla portre yaptırma geleneği ve yarışı, fotoğrafın teknik olanakları ve gerçeğe en yakın biçimde sonuç vermesiyle fotoğrafa kaymıştır. 1859'dan başlayarak enstantene refahını ve yükselişini hızla ve az bir masrafla ölümsüzleştirdiği bütün bir toplumsal sınıfın talebini karşılamıştır. Portre fotoğraf modası Nadar ve Carjat'dan sonra Disderi’nin poz dizileriyle doruğa ulaşmıştır. Portre fotoğraflarının yanısıra Nadar, dünyanın ilk hava ve yeraltı fotoğrafları ile insan yüzünün anlamlı fotoğrafını çeken kişisidir.

Portre fotoğraf çalışmaları yapan Julia Margaret Cameron, gerçekdışı bir ışıkla sardığı modellerinin kişiliğini yansıtan çok güzel portreler gerçekleştirdi; bu gerçekdışı ışığı da, büyük çapta, henüz tam yetkin olmayan malzemeye ve baskı sırasında meydana gelen hatalarına borçluydu. Disderi ise, filmden birkaç baskı yapma tekniğini bulmuştu. Böylece fotoğraf çektirmenin bedeli de ucuzladı. Artık yalnızca soylular değil, küçük burjuvalar da resim çektirmeye başladı. Çekilen resimlerdeki tek fark, birincilerin portrelerinin zengin dekorlarda çekilmesi, diğerlerinin ise basit dekorlarda resim çektirmeleriydi. Portre, halka malolmaya başlamıştı. Toplumun bütün sınıfları pazar günleri giydikleri giysileriyle makinenin önünden geçiyorlardı. Ailelerde seçme resimlerden oluşmuş albümler hazırlanıyordu. Bu fotoğraflar yalnızca portrelerden oluşmuştu, ama bir ailenin, bir toplumsal sınıfın, bir partinin portreleriydiler; albüm, aileyi Fransa tarihine bağlıyordu.

Fotoğrafın, gerçekliği yansıtmakta, en dürüst tanıklık aracı olduğu anlaşıldığında, yeni bir gereksinme daha ortaya çıkar. O da fotoğraf yoluyla, güzelliğin sunumunun nasıl ve ne kadar başarıyla gerçekleştirilebileceğidir. Bu konuda fotoğrafçılar, uzun süre, doğal olarak çok daha köklü bir geleneğe sahip olan resim sanatından yararlanırlar. Victoria döneminin ahlaki mesajlarla yüklü, pastoral, platonik görüntülerinin prerafaelit* resim okulunun etkisi altında, ancak fotoğrafik olarak sunulduğu "sanatsal fotoğraf" akımı, bu akımın içerik yapaylığına bir tepki olarak Peter Henry Emerson tarafından kuramı oluşturulan "naturalist fotoğraf" akımı ortaya çıkar.


* Prerafaelit Ekol: Victoria dönemi sanatının yeniliklere açık olmamasına ve endüstri çağının ideal eksikliğine karşı bir tepki olarak, edebiyat ve simgelere efsaneler ya da Kutsal Kitap'a dayalı bir esinin yardımıyla XV. yüzyıl İtalyan Rönesans sanatının "arılığını" bulmaya çalışan Rossetti, Hunt, Millais, Brown, Burne-Jones gibi İngiliz resim sanatçılarının oluşturduğu ekol.


Yararlanılan Kaynaklar :

Seyit Ali Ak, “Türk Fotoğrafında Portre Geleneği”, Refo Fotoğraf Sanatı Dergisi, Nisan-Haziran 1991, İstanbul

Simber Atay, "XIX. Yüzyılda Fotoğrafçının Kimliği", Mavi Derinlik, 1989, İzmir

Simber Atay, "Bir Fotoğrafik Evrim Simgesi : Photo-Secession", Fotoğrafın 150. Yılı AFSAD Fotoğraf Sempozyumu, AFSAD Yayınları, No 20, 1989, Ankara

Iczk. Jenö, Hefelle Jozsef; Portréfénykepezés, Müszaki Könyvkiado, Budapest, 1985

Bektaşi, Recep, Fotoğraf Felsefesi Üzerine Denemeler, Işık Yayınları, 1992, İst.

Jean Prinet, Fotoğraf Sanatı, Çev. Sinan Kocapınar, Gelişim Yayınları, 1976, İst.

 
< Önceki   Sonraki >
spacer.png, 0 kB

İFOD MAIL LIST


Reklam

Advertisement
Izmir Fotograf Sanati Dernegi Izmir Fotograf Sanati Dernegi - FOTOĞRAF ESTETİĞİNİN OLUŞUM SÜRECİ (Bölüm 2)

spacer.png, 0 kB
   
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB