spacer.png, 0 kB
Anasayfa arrow Makaleler arrow FOTOĞRAF ESTETİĞİNİN OLUŞUM SÜRECİ (Bölüm 4)
FOTOĞRAF ESTETİĞİNİN OLUŞUM SÜRECİ (Bölüm 4) Yazdır

Yazar: Yrd.Doç.Dr.A. Beyhan Özdemir
Tarih: 02.12.2005

          19. yüzyılın ortalarında ortaya çıkan ve yeni klasikçilikle romantizmin biçimsel güzellik esaslarına karşı bir tepki olan gerçekçilik, resim sanatı gibi fotoğraf sanatını da etkilemiştir. Pratik olarak 1860'lı yıllar diyebileceğimiz bu dönemde, Anglo-Sakson ve Fransız fotoğrafçılar tarafından özellikle Amerika, Uzak Doğu, ve Afrika'da, yani coğrafi ve kültürel olarak henüz tanınmayan bölgelerde fotoğraf, zaten doğasında mevcut birincil özelliği olan belgeleyiciliğinin yanında yeni ve görsel bir iletişim aracı olarak da ortaya çıkmıştır.

Sanatta gerçekçilik kavramı, ne yazıkki esnek ve belirsizdir. Gerçekçilik, kimi zaman nesnel bir gerçekçiliği tanıyan bir tutum, kimi zaman da bir anlatım yolu ya da bir yöntem olarak tanımlanır. Gerçekçilik insanın yaşantı ve anlayış yeteneğiyle katılabileceği sayısız ilişkileri kapsar. Manzara resmi yapan bir ressam; fizikçilerin, kimyacıların, biyoloji uzmanlarının bulmuş olduğu doğa yasalarına uyar. Oysa sanat olarak ortaya koyduğu resim, kendi dışında olan bir doğa değildir. Kendi duyuşlarının, kendi yaşantılarının aracılığı ile görmüş olduğu bir manzaradır.

Gerçekçi eğilimde “gerçekliği”, sanatçının bireysel ve toplumsal görüşü belirler. Sanat yapıtı ise “gerçeklikle hayal gücünü” birleştirir. 1880'lerde Amerika'da altın arayıcıları ve askerlerle görüntü avcılığına çıkan üç fotoğrafçı William Henry Jackson, Carleton Eugene Watkins ve Adam Clark Vroman da bu tür bir gerçekliğin peşindeydi. 19. yüzyılın sonlarına doğru Batı, macera aramaya, altın bulmaya ve toprak sahibi olmaya gidilen ve pek de tanınmayan bir masal ülkesiydi. Bu bölgeye, orada yaşayan yerli ve göçmen insanlara ilişkin çok az fotoğraf çekilmişti. Bilinenler ise sadece rivayetti. Bu üç genç fotoğrafçı, atlı arabayla seyahat etmenin zorluklarına, kızılderililere ve o zamanki fotoğraf malzemelerinin ağırlığına rağmen çalışmalarıyla Vahşi Batı’yı(!) fotoğraflayarak dünyaya tanıttılar. Yellowstone Milli Parkı, Union Pasific Demiryolu ve Yosemite Milli Parklarının kurulmasını sağlayanlar yine bu üç maceraperest  fotoğrafçı olmuştur.

            19. yüzyıl boyunca Avrupalı gezginler, askerler, sömürge yöneticileri, maceracılar dünyanın dört bir yanında "yerliler"in, onların adetlerinin, mimarilerinin, zenginliklerinin, yoksulluklarının, kadınların göğüslerinin, saç tuvaletlerinin vs. fotoğraflarını çekip durmuşlardır.

Bu fotoğrafçılar ve çalışmaları şöyle özetlenebilir: W. Henry Jackson, 1843-1942 yılları arasında yaşamış olan Amerikalı bir fotoğrafçıdır. Jackson, tam bir maceraperesttir ve aynı zamanda kızılderililerin gerçek yaşamlarının nasıl olduğunu gösteren ilk fotoğrafçılardandır. Jackson, New York’un Troy kentinde henüz çocukluk yıllarında panolar üzerine manzara resimleri yapıyordu. Daha sonra bir fotoğraf stüdyosunda rötuşçu olarak çalıştı. 1861-65 yılları arasındaki Amerikan iç savaşından sonra Batı'ya gitti ve bir süre sonra Nebraska eyaletinin Omaha Kenti’nde bir fotoğraf stüdyosu açtı. Yöredeki yerli kabilelerini ve Birleşik Pasifik Demiryolu'nun geçtiği yerlerin fotoğraflarını çekti. 1870-78 yılları arasında "A.B.D Jeolojik ve Coğrafi Bölgeler Taraması" araştırmasında resmi fotoğrafçılık yaptı. 1871 yılında, araştırma sırasında çektiği Wyoming'in kuzeybatısının çarpıcı güzelliklerini belgeleyen fotoğrafları, ABD'nin en büyük ulusal parkı olan “Yellowstone Ulusal Parkı”nın 1872'de kurulmasında etkili oldu.

            W.Henry Jackson, 1872 yılında, bugün “Grand Teton Ulusal Parkı”nın bulunduğu Teton Sıradağları bölgesini, 1874'te de Colorado'da “Mesa Verde Ulusal Parkı” içinde bulunan mağaraları fotoğrafladı. 1879 yılında araştırma tamamlanınca Colorado eyaletinin Denver kentinde bir fotoğraf stüdyosu açtı ve çalışmalarını burada sürdürdü. Otobiyografisi "Time Exposure" (1940), oğlu Clarance Jackson'un yazdığı "Picture Maker of the Old West: W. Henry Jackson" (Eski Batı'nın Fotoğrafçısı: W.Henry Jackson) adıyla 1947'de yayımlanmıştır.

            1800’lü yılların en önemli belgesel fotoğrafçılarından bir diğeri ise 1829-1916 yılları arasında yaşamış Amerikalı Carleton Eugene Watkins’tir. Bir New York’lu olan Watkins, 1860’ların başında San Francisco’da bir fotoğrafhane açmış ve yaklaşık 40 yıl boyunca yoğun bir fotoğrafçılık serüveni yaşamıştır. En fazla San Francisco üzerine çalışmıştır. Fotoğraflarında, bir kentin yaşamının nasıl fotoğraflandığı, fotoğrafın yakaladığı anın tarihsel açıdan ne kadar önemli olduğu görülür. Güney-Batı Amerika’nın San Francisco, Siera Nevada’da çektiği manzaraların güzelliği nedeniyle Amerikan Kongresi tarafından ilgi görmüş ve Kongre, fotoğraflarını görerek etkilendiği bu bölgeleri Ulusal Park haline getirmiştir. Watkins, aynı zamanlarda aynı amaçlarla fotoğraf çekimi yapan W. Henry Jackson’un asistanlığını yapmış, onunla birlikte Batı’nın keşfedilmemiş vahşi doğasını fotoğraflarla belgelemiştir.

            Aslen Los Angelesli bir kitapçı olan Adam Clark Vroman ise, 1895 ile 1904 yılları arasında heyecan verici bir belgesel çalışma gerçekleştirmiştir. Bu çalışma, büyük bir sempati ile yaklaştığı Güney-Batı Amerika kızılderilileri üzerinedir. A.C.Vroman, kızılderililerle arkadaşlık kurmuş, onların içinde yaşamış ve kızılderililerin yaşam biçimini incelemiş, daha sonra da onların güvenini kazanarak arkadaşça, doğal bir şekilde onların fotoğraflarını çekmiştir. Vroman, içlerinde yaşadığı bu kızılderililere büyük bir hayranlık duyuyordu ve onlarla bir yaşam biçimini paylaşıyordu. Çektiği kızılderilili portreleri ile yerli kabilelerinin kültürel kimliğini oluşturmuştu. Vroman, bugün artık iyice tarihe karışmış olan kızılderili kültürünü belgelemiştir. Yüzyıllardan beri yaşamakta oldukları zengin topraklardan sürülen, yaşam olanakları ve kültürleri, sonradan gelen beyazlar tarafından yokedilen kızılderililerin yaşam biçimlerine ait fotoğraflar çekmiştir. Kızılderili portreleriyle tanışan Amerikan halkı, yerlilerin görüntüleriyle tanışıp, onların yaşam biçimleri hakkında bilgi sahibi olabilmişlerdi.

Adam Clarck Vroman gibi yerliler üzerine fotoğraf çalışmaları yapan bir başka fotoğrafçı da Edward Curtis’tir. Edward Curtis de Watkins ve Vroman gibi Amerikan Kızılderilileri’nin vahşi imgelerini, soylu ve medeni insan imgesine dönüştürmeye çalışmıştır.
1870 yılında ABD’ye giderek röportajcı olan Jacob Riis, yazılarında göçmenlerin ve bazı Amerikalılar’ın nasıl bir yokluk içinde yaşadıklarını fotoğraflarla göstermeye çalıştı. Belge niteliğindeki yapıtlarında duygusallığa yer vermeyi bildi. 1890 tarihinde, “How the Other Half Lives?” (Öteki Yarı Nasıl Yaşıyor?) adlı çalışması ve verdiği toplumsal mücadele ile yoksul kesim yararına bazı kanun değişiklikleri yapılmasında önemli bir rol oynadı. Başlattığı toplumsal reformcu etkinlik ise ünlü gerçekçi-belgeci fotoğraflarıyla tanınan Lewis Hine tarafından sürdürüldü. 19. yüzyılın sonlarında Lewis Hine, çocuk emeğinin sömürülmesini, çocukların kötü şartlarda ve ağır işlerde çalıştırıldıklarını göstermek ve bu çocuklar için bir şeyler yapılması gerektiğini vurgulamak amaçlı fotoğraflar çekti. 

W.H.Jackson, C.E.Watkins, A.C.Vroman, Edward Curtis gibi gerçekçi-belgeci fotoğrafçılar vahşi  batıyı keşfederken gerçekçi-belgeci fotoğrafın Avrupa’daki adı olarak bilinen fotoğrafçılar ise P. Henry Emerson, Paul Martin ve John Thompson adlı üç İngiliz gencidir. Bu Avrupalı gerçekçi-belgeci fotoğrafçılar da insanı, yaşadığı çevrede, en doğal haliyle yakalayarak görüntülemeyi ortak bir tavır olarak benimsemişlerdi.

            John Thompson, 1870’lerde Londra’nın endüstri çevrelerindeki yoksulluğun ve sefaletin belgelemesini dürüstçe yapan bir kişidir. O yıllarda ezilmiş halk kitlelerinin fotoğraflarını çekmenin tatsız ve sanata uygun olmadığı düşünülüyordu. Ancak John Thompson, değişik mesleklere ait belgeleri olabildiğince duygusal olmayan bir tarzda ortaya koymuştur. Bu çalışmalarının bir sonucu olarak 1877 yılında “Street Life in London” (Londra’da Sokak Yaşamı) adlı albümü yayınlanır. İnsanlığın samimi taraflarını yakalama amacıyla 1862-1872 yılları arasında Çin’e, Kamboçya’ya ve Malezya’ya giderek o bölgelerde yaşayan insanlara ait binlerce fotoğraf çekmiştir.

Yukarıda sözü edilen bütün bu fotoğrafçılar, belgesel fotoğrafçılığı ya da başka bir deyişle gerçekçi fotoğrafçılığı (foto-realizmi) çıkartabilecekleri en yetkin noktaya getirip, 20. yüzyılın eşiğine bırakmışlardır.

 

 

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR :

Newhal, Beamaont, Storia della Fotografia, Giulio Einadi editore, s.p.a. Torino, 1984

Özdemir, A.Beyhan, Fotografik Dilyetisinin Evrimi Bağlamında Müdahale Sorunsalı

Yayınlanmamış Doktora Tezi, DEÜ SBE, İzmir, 1996

Sougez, Marie-Loup, Historia de la Fotografia, Ediciones Catedra, S.A. 1991

Topçuoğlu, Nazif, İyi Fotoğraf Nasıl Oluyor, Yani?, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1992

 
< Önceki   Sonraki >
spacer.png, 0 kB

İFOD MAIL LIST


Reklam

Advertisement
Izmir Fotograf Sanati Dernegi Izmir Fotograf Sanati Dernegi - FOTOĞRAF ESTETİĞİNİN OLUŞUM SÜRECİ (Bölüm 4)

spacer.png, 0 kB
   
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB