| FOTOĞRAF ESTETİĞİNİN OLUŞUM SÜRECİ (Bölüm 5) |
|
|
Yazar: Yrd.Doç.Dr.A. Beyhan Özdemir Simge; bir kavramı, bir düşünceyi belirten, onun sembolü, niteliği, amblemi olan işaret, canlı varlık ya da nesnedir. Sanatsal yaratı üzerinde her türlü inceleme, sanatçıların soyut kavramları belirtmek için kullandıkları simgelerin bilinmesini zorunlu kılar. Simgeler, çağlar boyunca yalnız sanatçıların düş gücüyle değil, aynı zamanda, bir bakıma plastik yaratıyla karşılıklı iletişim içinde olan edebi geleneğe de bağlı olarak gelişmiştir. Simgecilik, kısaca simgeye dayanan bir anlatım biçimidir. Sanatsal alanda simgecilik, sınırları kesin olarak belirlenmiş bir hareketten çok, 19. yüzyılın ikinci yarısında, olguculuk ve gerçekçiliğe (bunların son anlatım biçimi izlenimciliktir) karşı ortaya çıkan geniş boyutlu uluslararası bir akımdır. Simgecilik; bir eserin zihinsel bir yorum, mistik bir duygu ile meydana getirilmesi olayıdır. Böylece soyut bir fikir ve duyuş, formlaştırılmış, anlamı gizemli bir eser meydana getirilmiş olmaktadır. 19. yüzyıl sonunda, "simge" sözcüğünün romantizmle birlikte değişikliğe uğramış olan anlamı artık bu kadar düz değildi. Simgecilik, hareket olarak, özellikle akademici gerçekçiliğin karşıtıydı. Simgeci sanatçı, esin kaynağı olarak düşe yönelen bir "gören kişi" olmak istiyordu. Sembolistler için simge, yalnızca, imgenin gerçek anlamına dayalı bir kodlama değildi; çünkü aralarında görünürde bir bağ bulunmayan simgeleri yanyana getirdikleri oluyordu, ama o zaman simgeciliğin insanın ruh yapısının temel öğelerini dile getireceği düşünülüyordu. Bazı sanatçılar için tüm sanatsal yaratı, soyut bile olsa simgeseldi. 19. yüzyılda gerçekleşen toplumsal olaylar ve sanatsal arayışlar, sembolist sanat akımını edebiyatta ve sanatta da göstermiştir. Sembolik Eğilim'in en önemli sanatçıları ve öncüleri arasında O. Gustav Rejlander, J. Margaret Cameron, H. Peach Robinson, Edwin Mayall ve Demachy sayılabilir. Julia Margaret Cameron, 1815-1879 yılları arasında yaşamış bir İngiliz fotoğrafçıdır. 48 yaşındayken, çocuklarından birisinin, boş zamanlarını değerlendirmesi için kendisine hediye ettiği bir fotoğraf makinasıyla fotoğraf çekmeye tesadüfen başlayan Cameron, muazzam azimli, rahat gelirli ve sosyal ilişkileri iyi olan bir kişidir. Fotoğraf sanatının, özellikle de resimsel tarzdaki fotoğraf sanatının öncülerindendir. Yapıtlarında döneminin estetik anlayışını yansıtan tarihsel ve alegorik kompozisyonları, prerafaelist yapıtların garip ve gizemli çekiciliği göze çarpar. Kendi kendini yetiştiren bir amatör olan Cameron, resmin, modelin karakterini araştırması gerektiğini hissetmiştir. Bu kanı, onu portrelerinde yeni bir tür fotoğrafa yöneltmiştir: Yakın çekim. Bayan Cameron, ışığı ustalıkla kullanarak tanıdığı insanlarla çalışmıştır. Fotoğraflarında yüzlerini anlamlı ve duygulu bulduğu arkadaşlarını kullanmıştır. Genellikle güzel bir kızın başına taç takıp, sabahlığının içindeki vücudunu kumaşla örterek, saçlarını dağıtıp ona poz verdirtmek istemesi Cameron'un tipik bir stiliydi. Çünkü Cameron, fotoğrafik baskıyı romantik bir tabloya benzetmeye çalışan fotoğrafçılardan biriydi. Cameron, Romantizm'in yumuşak ve tatlı bir merkezi olarak tanımlanabilen "the cult of sentiment" (duygu kültü), kutsal ya da kutsal olamayan ilahi varlıklar gibi genç modellerinin pozunu çeken Cameron'un yaklaşımları, fotoğrafçılığın modern anlamıyla sanatsal kullanımında da geçerli olan iki uç tavrı; fotoğrafçının duygularının veya objektif gerçeğin yansıtılmasını sergiler. Cameron'u mitoloji ya da ortaçağ efsane sahnelerini resimsel bir tarzda ve bir dizi aksesuarlarla ele alıp işlemeye yönelten, prerafaelist ressamlardan oluşan çevresidir. Fotoğrafları, sanki onlara özel bir çekicilik kazandıran fakat resme de yaklaştıran romantik bir sise gömülüdür. Stilist-sembolist fotoğrafları ve portrelerinin yanısıra en tanınmış çalışmalarından birisi de Kral Arthur'un serüvenlerinin anlatıldığı "The Idylls of the King" (Kral'ın Masumane Aşkları)'dır. Bu fotoğrafında da Cameron, kişilere tarihsel kostümler giydirerek, Kral Arthur'un kılığında ülkedeki tuhaflıkları anlatır. Genel bir deyişle Cameron'un çalışmaları iki bölüme ayrılır: Birincisi kullandığı kişilerin temel karakterlerini açığa çıkarmak için kamerasını kullandığı üstün kaliteli, ciddi portre; ikincisi ise edebi ve tarihi figürlerin kılığına girmiş kişilerin kullanıldığı açıklayıcı fotoğraftır. Açıklayıcı fotoğraflar, Fotoğraf Sanatında Bir Başyapıt : “Hayatın İki Yolu” Oscar Gustav Rejlander, İsveçli bir ressam ve fotoğrafçıdır. 1840 yılında ününü bir portre ressamı olarak "Hayatın İki Yolu", 30 parça ayrı negatiften meydana gelmiş bir fotomontajdır. Bu fotomontajda, ortada eski Yunan filozoflarını çağrıştıran, erdem yargıcı yaşlı bir adam durmaktadır. İki yanda ise sağa ve sola bakmakta olan Roma kıyafetinde, sarhoşlar ve aptallar şeytanın yolunun (kötü yol) ne olduğunu gösterir. Sağda ise, yüksek ahlaklı bir gençlik, tövbekarlık, çalışkanlık, sanayi, bilgi, inanç ve evlilik kurumunun huzuru kısaca doğru yol (iyi yol) temsil edilmektedir. İtalyan Rönesans'ındaki tuval üzerinde hikaye anlatmayla benzerlik taşıyan bu alegorik resim, Rejlander tarafından üzerine diğer ressamların kendi çalışmalarını dayandırabilecekleri tam bir model çalışması olarak düşünülmüştü. Eser çok kalabalık bir tuvaldir ve Rejlander onu meydana getirmek için gezgin aktörler kiralamış ve onlara ayrı fotoğraflar için küçük gruplar halinde poz verdirmiştir. Daha sonra özenilerek hazırlanmış sahte Romalılar'ın fotoğrafını çekmiştir. Baskıyı yapmak için de elde ettiği 30 ayrı negatifi de dikkatle birleştirmiştir. Kraliçe Victoria zamanında bu resimdeki "iyi" ile "kötü"yü kesinlikle tanımlayarak ayıran ahlaki mesaj çok taraftar bulmuş, fotoğraf çok beğenilmiş, birçok kişi kopyasını satın almış, parası olanlar (aralarında kraliçe de var) orijinalinden edinmişlerdir. Yalnız bazı müzelerde resim teşhir edilirken çıplak kadınların olduğu bölümün üstüne bir perde konmuştur. Fotomontaj Ustası: Henry Peach Robinson Henry Peach Robinson, kendisini fotoğraftan önce resim sanatına adamış olan ve fotoğrafı sadece sembolik/alegorik bir duygu aktarım aracı olarak gören bir kişidir. "Sanatsal fotoğraf" akımı en iyi ifadesini, 1850-60 yılları arasında özellikle İngiltere'de Rejlander ve Cameron'un yanısıra H. Peach Robinson'la bulmuştur. Robinson da Rejlander ve Cameron gibi usta bir fotomontajcıdır. Fotoğraflarına belirli bir tekniğin yanında montajlarıyla da duygusal bir ifade katmıştır. Rejlander, Cameron ve Robinson, fotoğrafın Rafael'i olarak gösterilebilinir. Elbette Cameron, bunlardan birisiydi fakat en ünlüsü -ve en başarılısı- İngiliz Henry Peach Robinson’du. Robinson, planı önceden yapılmış, alegorik ve açıklayıcı fotoğraflar üretmiş bir sanatçıdır. Bu tür fotoğraflarında son baskıyı yapmak için birkaç negatifi birleştirirdi. Örneğin, 1858 yılında yaptığı "Fading Away" adlı fotoğrafı, çalışmalarının doruk noktasıdır. Fotoğraf, akrabalarının acı içerisinde onu seyrettiği, sade, sevimli bir kızın ölüm yatağında son nefesini verişini göstermek için 5 ayrı negatifi biraraya getirdiği bir fotomontajdır. Bu eser Robinson ve dönemin fotoğraf sanatı için muazzam bir başarıdır. Birkaç fotoğrafçı, karmaşık tekniğin sanatsal erdemlerini (Robinson'un "Fading Away" fotoğrafını gördükten sonra) sorgulamış ve bazı gerçek Victorianlar, ölen bir kızın fotoğraf için uygun bir konu olup olmadığını tartışmışlardır. Herkesin “gerçek”ten ziyade sahnelenen görüntüyü tanımasına rağmen fotoğraflar daima gerçekle eşanlamlı olmuşlar ve izleyenler bu fotoğrafı sanatçının hayal gücünün bir ürünü olarak hatırlamada zorlanmışlardır. Robinson, romantik edebiyattan ilham alarak, parçaları biraraya getirip hayali sahneler üretmesini sağlayan bir fotoğraf tekniği bulmuştu. Şair Tennyson'ın lirik şiiri "The Lady of Shalott"u resimlemek için Robinson, su ve ağaçlar arasında bota uzanmış bir kadının fotoğrafını çekmişti. (Bu arada gereken uzun poz verme saatleri süresince, bot nehri bulandırarak hareket etmiştir). Fotoğrafçı, oluşan parçaların fotoğrafını çekmişti. Genellikle bu tür kompozisyonları oldukça detaylı planlardı. "Fading Away" ve "The Lady of Shalott" gibi fotoğraflarıyla Robinson'un amacı, üstü kapalı gerçekle hayal gücünün ilhama dalmasından kazanç sağlamak ve bir güzel sanat hareketi olan 19.yüzyıl fotoğrafçılığının lideri durumuna gelmekti. Meslektaşları, genel bir benzerlikle ustanın kaleminden çıkmış mahvedilen gerçeği ve yine ustanın stüdyosundan gelecek yeni fotoğraflarla ilgili sunumları büyük bir merak ve istekle beklemişlerdi. "Pictorial Effect in Photography" (Fotoğrafçılıkta Resimsel Etki) adlı eserinde Robinson, hayranlarına dürüstçe şöyle demiştir: "Hiçbir kurnazlık, hile ve hokkabazlık fotoğrafçıya göre değildir. Değersizden, sadeden ve çirkinden kaçmak, konusunu yükseltmeyi amaçlamak, kullanışsız biçimlerden kaçınmak ve resmi yapılmaya değecek kadar güzel olmayanı düzeltmek onun zorunlu görevidir." Ünlü bir fotoğrafçıdan gelen öğütler diğerlerini, gerçek dünyayı tanıtacak yegane gücün fotoğraf olduğundan çok, esin kaynağı olarak her zamankinden daha fazla resimle ilgilenme konusunda cesaretlendirmiştir. (Devam edecek) YARARLANILAN KAYNAKLAR : Kınay, Cahid, Sanat Tarihi, Kültür Bakanlığı Yayını, Özdemir, A.Beyhan, Fotografik Dilyetisinin Evrimi Bağlamında Müdahale Sorunsalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, DEÜ SBE, İzmir, 1996 Time-Life, The Camera, The Editors of Time-Life Books, USA,1974 Time Life, Photographing Children, Little Angels, One and All, The Editors of Time-Life Books, USA, 1971 Topçuoğlu, Nazif, İyi Fotoğraf Nasıl Oluyor, Yani?, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1992 |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

