| FOTOĞRAF SANATI |
|
|
Yazar: Yrd.Doç.Dr.A. Beyhan Özdemir 19. yüzyıl tam anlamıyla bir icatlar yüzyılıdır. Birçok bilim adamı ve araştırmacı, yaptıkları çalışmalarla insanoğlunun yaşamını derinden etkileyecek birçok buluş gerçekleştirmişlerdir. Yüzyılın başından itibaren kronolojik olarak lokomotif, buharlı gemi, silindirli baskı makinası, bisiklet, demiryolu, alüminyum, elektrikli telgraf, odundan kağıt yapılması ve lastik tekerleklerin bulunuşu gibi birçok icat, teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve toplumsal değişimlere bir ivme kazandırmıştır. 1800’lü yıllarda gerçekleşen teknolojik gelişmeler ile ekonomik ve toplumsal değişimler, bir yandan varolan sanat dallarının biçimlerinin değişmesine, yeni formlar kazanmasına diğer yandan da yeni sanat dallarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. 19.yüzyılın en önemli icatlarından ve ortaya çıkan sanatlardan birisi de fotoğraftır. Bu anlamda insan yaşamını büyük ölçüde değiştiren icatlar arasında fotoğraf önemli bir yere sahiptir. Fotoğraf, icadının ilk yıllarında önceleri salt teknolojik bir araç olarak görülmüş, daha sonra toplumsal ve kültürel işlevlerinin yanında estetikle olan ilişkisi değerlendirilerek bir bilim ve sanat dalı olarak Yeni bir buluş olarak topluma sunulan fotoğraf, önceleri salt teknik ve araçsal işlevi olan bir etkinlik olarak düşünülmüş, zamanla araçsal işlevinin yanısıra toplumu değiştirme, biçimlendirme, yönlendirme özelliği ve estetikle ilişkisi farkedilerek 20. yüzyılın başlarında da bir sanat dalı olarak kendini göstermeye başlamıştır. Fotoğrafın teknik bir araç olmaktan çıkıp sanatsal bir ifadeye ve özgün bir dilyetisine kavuşması, fotoğrafın mucitlerinin daha ilk yıllarda gösterdikleri üstün çabalarla mümkün olmuştur. Fotoğraf, eğitimden belgelemeye, iletişimden bilim ve sanata kadar insan yaşamının hemen hemen bütün alanlarında kullanılan bir araçtır. Fotoğrafın icadı ve kullanım olanakları sayesinde iletişim, “söz ve yazı”dan “görüntü”ye dönüşmüştür. Toplumsal ve ekonomik yaşamın önemli ölçüde değişmesine neden olan teknolojik ilerlemeler, 19. yüzyılın ilk yarısında fotoğrafın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Fotoğrafın mucitleri, yaptıkları teknik deneyler, araştırmalar ve uygulamalar ile fotoğrafı, yaşamın vazgeçilmez bir parçası durumuna getirmiştir. Hem bir etkinlik, hem bir kitle iletişim aracı hem de bir sanat olarak fotoğrafın varlığı Bir sanat alanı olarak değerlendirilmesinde ve görsel sanatlar içerisinde önemli bir konuma gelmesinde 19.yüzyıl boyunca yapılan teknik araştırmaların ve estetik yaklaşımların büyük rolü olmuştur. Fotoğraf, 20. yüzyılın başlarında peşpeşe ortaya çıkan sanat akımlarının içinde yeralmıştır. Sanat akımları içinde birçok deneylere ve arayışlara girişilmiş, fotoğrafın çağdaş sanat akımlarıyla ilişkileri ve bu akımların ideolojilerinin fotoğrafa etkileri değerlendirilmiştir. Teknik denemeler ve uygulamalar fotoğrafa müdahalenin temellerini oluşturmuştur. Toplumsal değişimler, sosyal, kültürel gelişmeler ve teknik ilerlemeler, sanat alanındaki yeni tavırlar kuşkusuz fotoğraf sanatını da etkilemiştir. Bu etkileşim, fotoğrafın türlerini, konularını ve tekniklerini değişime uğratmıştır. Fotoğrafta uygulanan teknik, estetik ve ideolojik amaçlı müdahale yöntemleri fotoğrafın kendine özgü dilinin oluşmasını sağlamış ve anlatım olanaklarının sınırsızlığının farkına varılmıştır. Günümüzün teknik olanaklarıyla da fotoğrafa müdahale anlayışı yeni bir boyut kazanmıştır. Elektroniğin gelişmesi bilgisayar teknolojisini yaratmıştır. Bilgisayarların sağladığı olanaklarla ortaya çıkan sayısal (dijital) fotoğrafik dil, yeni anlatım olanakları kazanmış ve fotoğrafta farklı estetik arayışlar zorunlu hale gelmiştir. Teknik olanakların gelişmesi ve fotoğrafın çoğaltılabilirlik özelliği (reprodüksiyon) kitle iletişiminin oluşmasını sağlamıştır. 19.yüzyıla ait bilime inanma, bilime dayanma, Aydınlanma felsefesinin toplumları etkilemesinin sonuçları, pozitivist düşüncenin gelişimi, aynı zamanda fotoğrafın bilimsel olarak ele alınıp değerlendirilmesini de gündeme getirmiştir. Bu çalışmada fotoğrafı ortaya çıkaranların, teknik olanaklarını araştıranların, fotoğrafa estetik açıdan yaklaşarak onu, tekniğin de ötesinde bir sanat biçimi olarak ele alanların, belgesel işlevinin yanında sanatsal bir dilinin de oluşmasını sağlayanların teknik, estetik ve ideolojik yönden fotoğrafa bakışları, fotoğrafın bir sanat dalı olarak kabul edilmesinde önemli roller üstlenmiştir. Fotoğraf hem bir faaliyet, hem bir kitle iletişim aracı, hem de kendine özgü kuralları olan, toplumda ve sanat alanında geçerliliğini koruyabilen bir sanat olarak, çağdaş sanatların içinde yerini almıştır. Sanatların birbirinden bağımsız olmadığı ve sanatın artık tek başına ele alınmamaya başladığı günümüzde fotoğraf sanatı da diğer sanatlarla birlikte kullanılmaktadır. Çünkü fotoğraf, başlı başına bir materyaldir. Yani malzeme ve teknik olarak çeşitli biçimlerde kullanılabilme özelliğine sahiptir. Ancak fotoğraf, sadece mekanik ve teknik bir işlem değil, onun da ötesinde diğer sanat dallarıyla bütünleşmeye en yatkın etkinliklerden birisidir. Bütün sanatlar arasında bir ilişki vardır ve bu ilişki, farklı sanat alanlarında kullanılan teknikler yoluyla her bir sanat alanının gelişimini, yaratılan eserleri ve birbirleri arasındaki bağları etkiler. Artık sanat dalları arasındaki sınırlar giderek yok olmaya başlamış, farklı sanat dallarının kaynaşmasından da yeni sanat alanları (video-klipler, bilgisayar animasyonları, mixed media vs.) ortaya çıkmıştır. Çalışmalarında müdahale yöntemlerini olabildiğince kullanan fotoğrafçılar, fotoğraf sanatı ile diğer sanatlar arasında bir ilişki kurmuşlar ve sanat dallarıyla bütünleşmeye en yatkın araçlardan biri olduğunu göstermişlerdir. Yenilikçi sanatçılar yapıtlarında kullandıkları yöntemlerle, fotoğrafın dilinin yeni biçimler kazanmasını sağlamış ve klasik “fotoğraf çekmek” eylemini “fotoğraf yapmak” kavramına dönüştürmüşlerdir. Böylece çağdaş fotoğraf sanatında teknik olanakların yanısıra anlatım olanaklarının da sınırları aşılmaktadır. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

